Burdan Bakınca
Aşkın mantığı da sınırı da var Hıncal Abi!
Hıncal Uluç’a bayılıyorum. Sadece iyi bir gazeteci, kalemi çok güçlü bir yazar değil aynı zamanda ilişkilerinde yaşadığı tüm olumsuzluklara karşın aşka olan inancını hiç yitirmemiş umutsuz bir romantik. Birlikte olduğu her kadın tarafından terk edildiğini itiraf edecek kadar cesur ve içten.
Uluç, yaşlı erkeklerin genç -epeyce genç- kadınlar için eşlerini terk etmelerini eleştiren ve onları “azgın teke” olarak adlandıranlara çatmış. Yaşlı erkeklerin de aşık olmaya hakkı olduğunu söylemiş, genç bir kıza aşık olursa kimseyi umursamadan aşkı yaşayacakmış.
En başta Hıncal Uluç, azgın teke tanımına uymayan bir erkek çünkü bekar. Bekar bir erkek olarak genç bir kadınla birlikte olsa muhtemelen kimse O’nu azgın teke olarak nitelendirmez, olsa olsa “ Vay! Helal olsun Hıncal’a” derler ki bu bence pek de rahatsız edici bir şey değil.
Benim de içinde bulunduğum kişiler tarafından eleştirilen erkekler ise 50’sini çoktan devirmiş, yetişkin çocukları hatta torunları olan evli adamlar; Bunlar bir sabah uyanıyorlar ve yanlarında yaşlı bir kadının uzandığını fark ediyorlar. Sonra kalkıp aynaya bakıyorlar ve 19 yaşında bir delikanlı görüyorlar.
Bir genç kız olarak aldığı karısını zaman içinde yıpratan yıllar her nasılsa kendisine hiçbir şey yapmamış oluyor. Kızları hatta torunları yaşındaki kızların peşinden koşmaya başlıyorlar. Sanıyorlar ki genç bir kadınla birlikte olunca kendisi de gençliğine geri dönecek ya da yaklaşan ölüm kendisinden uzaklaşıp gidecek.
Ama çoğu kez adamın aklı başına geliyor ve kürkçü dükkanına geri dönüyor. Geçen gün yayınlanan bir araştırmada geri dönen azgın tekelerin oranının % 80 olduğu belirtiliyordu.
Yaşlı erkeklerin aşık olmaya hakkı yok mu? Sorusuna gelince.
Elbetteki var örneğin 60 yaşındaki bir adam yaşıtı bir kadına aşık olsun ilk önce ben alkışlayacağım. Ama her nasılsa yaşlı adamın kalbi, kadınla arasına nesil hatta nesiller girdiği zaman hızlı atmaya başlıyor.
Uluç’un dediğinin aksine aşkın mantığı da sınırı da var. İşte o yüzden azgın tekelerin aşkı o mantık duvarına çarpıp dağılıyor; On tekeden sekizi eninde sonunda evine geri dönüyor. Dönemeyenler de muhtemelen suratlarına kapı tamamen kapandığı için bunu yapamıyorlar.
Herkes kendi hayatını yaşar ve bunu bir kere yaşar söylemine tamamen katılıyorum. Hak sahibi olmaya da katılıyorum.
Ama yeter ki yaşlandığı için kullanım dışı olarak gördüğümüz karımızın da hakları olduğunu unutmayalım.
Gençliğini kocasına, ailesine, çocuklarına adayan; zaman zaman baskıya, haksızlığa, şiddete maruz kalmasına karşın fedakarca evliliğini devam ettiren kadının haklarına da duyarlı olalım.
Eğer yaşlı adamın genç bir kıza aşık olmaya hakkı varsa yaşlı karısının da en az onun kadar olgunluk dönemini, kocası çocukları ve torunlarıyla huzur içinde geçirmeye hakkı var.
26 Eylül 2007
Arkadaşına tavsiye et
|