Burdan Bakınca
Yüzyıl Yanarım
Yanmayı Öğrendimse
Özdere’den ayrılıp birkaç hafta önce yanan ormanın içinden geçerek sahilden Selçuk’a doğru ilerlerken yüreğim sızladı. Yanan ağaçlar kesilmişti; Yangının etkisi tüm açıklığıyla görülüyordu; toprak, kayalar her yer simsiyahtı. Ağaçlarla birlikte kimbilir kaç tane hayvanın yanarak öldüğünü düşündüm.
Yarım saat sonra Selçuk – Kuşadası kavşağına ulaştık ve bir yıl sonra kızımla tekrar Meryem Ana Evi’ne gitmek için Selçuk yönüne döndük. Az sonra Bülbül Dağı’nda olacaktık ve ben ne çeşit bir manzarayla karşılaşacağımı bilmiyordum. Bülbül Dağı’ndaki Çam Orman’ı geçen sene tamamiyle yanmıştı. İçim sıkıldı.
Meryem Ana kavşağından sağa döndük; bir zamanlar yemyeşil çamlarla kaplı dağın şimdi çıplak olduğunu gördüm. Yoldan kıvrıla kıvrıla ilerlerken Orman Genel Müdürlüğü tarafından konulan tabela gözüme çarptı. Şöyle yazıyordu: “Bu orman 20.08.2007 tarihinde çıkan yangın sonucunda yok olmuştur. Yanık saha Çevre ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü tarafından ağaçlandırılmıştır.” Okuyunca gözlerim doldu, sesim boğuklaştı. Kızıma, hatırlıyor musun geçen yıl yangın çıkmıştı, orman yok olmuştu dedim. Dörtbuçuk yaşındaki Defne isyan etti: “ Yangın çıkaranlardan nefret ediyorum. Ağaç canlıdır ve suyla beslenir. Yangında insanlar ölebilir ve yaralanabilir.” Haklısın dedim. Tekrar ağaç dikilmiş ama onların büyümesi yıllar alır.
Orman Genel Müdürlüğü iyi iş yapmış; yangından en ufak bir iz bile kalmamış; tüm alan temizlenmiş ve yeniden ağaçlandırılmış. Bu kadar özenin tek nedeni var; Bölge, Efes ve Meryem Ana Evi sayesinde Dünyanın her tarafından onbinlerce turisti ağırlıyor ve ciddi bir turizm geliri bırakıyor.
Peki Bülbül Dağı kadar şanslı olmayan yerler ne olacak?
14 Ağustos tarihli Hürriyet Gazetesi 2007 yılında Türkiye genelinde 1352 orman yangını çıktığını yazıyor. Buna son iki gün içinde çıkanları da eklemeliyiz. Manisa ormanları da alev alev yandı öyle ki dün İzmir’de öğle saatlerinde gökyüzü dumanla kaplandı; kırk derece sıcak vardı ama güneş ortada yoktu. Gökyüzünden üzerimize kül yağdı.
Orman Bakanı sabotajdan söz etti; Her zaman olduğu gibi yapanlar bulunmayacak.
Faili meçhul ya da faili bilinen ama hakkında işlem yapılmak istenmeyen cinayetlere 1352 rakamını da eklemek gerekmez mi?
Öyle bir memleket ki burası yakan yaktığıyla kalıyor yanan yandığıyla.
Türkiye artık her anlamda bir yangın yeri.
Ve biz şömine alevini seyreden romantikler gibi oturmuş sessizce olan biteni izliyoruz.
Ne demişti büyük usta Ümit Yaşar Oğuzcan?
Yüzyıl yanarım yanmayı öğrendimse
16 Ağustos 2007
Arkadaşına tavsiye et
|