Bulunma Zamanı
Kendimi bildim bileli her gün yürüyüş yapıyorum. İnsanlar azmimden dolayı beni her zaman takdir etmişlerdir ama sandıkları gibi değil; ne formda kalmak için yürüyorum ne de sağlıklı olmak için.
Yürüyorum çünkü yürüyüş yapmak benim için çoğu kez bir serüven.
Yaşamımdaki en keskin kararları hep yürürken almışımdır; Bir kenti terk etmeyi, bir işi terk etmeyi, bir erkeği terk etmeği…
Her terk ediş aynı zamanda yeni bir kavuşmadır; yeni bir yaşama, yeni bir insan olmaya. Ben artık yürüyüşe başladığım zamanki kadın değilimdir.
Yürümek aynı zamanda yaratıcılığımı da uyandırıyor. Bana göre en güzel bestemi yürürken yaptım. Pek çok yazımı – bu da dahil- yürürken yazdım. Hepsi kafamda yürürken oluştu; notalar ve sözcükler birbiri ardına döküldü. Bilgisayarın başına geçtiğimde bana kalan sadece kafamdakileri yazıya dökmek oldu.
Yıllar önce, o zaman Meryem Ana Evi’nde görevli olan Padre Giovanni’yi sıksık ziyarete giderdim. Şimdi O yok ve yılda sadece 2-3 kez gidiyorum. Arabamla Bülbül Dağı’nı geçerken bazen yolu yaya olarak kateden kişilere rastlardım. Güneşin altında yapılan zorlu ve yorucu, saatler süren bir yolculuktu onlarınki.
Yanlarından geçerken yaptıklarının ne kadar gereksiz olduğunu düşünürdüm, o yolu yaya olarak geçerek Meryem Ana Evi’ne varmanın onlara ifade ettiği şeyi asla anlamazdım.
Ne kadar körmüşüm.
Şimdi bir hayalim var; Bülbül Dağı’na yaya olarak çıkıp, Meryem Ana Evi’ne ulaşmak ve oraya varınca Kutsal Bakire’nin önünde diz çöküp şunu söylemek;
Selam sana Meryem, kollarını açtın ve sana geldim…
Ben, yürüdüm ve öğrendim;
Kavuşmak için önce ayrılmak lazım,
Varmak için önce yola çıkmak lazım
Ve bulunmak için önce kaybolmak lazım.
Şimdi bulunma zamanı.
17 Mayıs 2008
Arkadaşına tavsiye et
|