Bir aptalla konuşmak
Mevsimleri yeniden tanımlamalı. Ne ilkbahar kaldı ne de sonbahar. Paltoları çıkarıp tişört giyer olduk. Askılıları çıkarıp palto. Ara mevsimler yok oldu.
Güneş sıcacık parlayınca; aniden ısınan hava insanın kanını kaynatınca çekip gitmek istiyor insan. Ayaklarının altında ince kumu hissedeceği, o kumun hemencecik masmavi pırıl pırıl bir denizle buluştuğu bir yere.
Uzaklarda herhangi bir yere…
Bir an için güneş ışınlarının zararlı etkilerini unutmak ve 50 koruma faktörlü güneş sütümü çöpe atmak istiyorum.
Kaygısızca güneşin altına uzanmak, tatlı tatlı esen rüzgarı tenimde hissetmek.
Bir an için gerçekten de o bakışın, o tenin, o dudakların gerçek olduğunu bilmeyi isiyorum.
Ve tüm sevgi sözcüklerinin aslında bir kandırmaca olmadığını.
Bir an gözlerimi sıkıca kapatmak ve ancak adımı seslenen sesinle tekrar açmak istiyorum.
Seni karşımda görmek;
Varolman gerektiği gibi; seni bildiğimi sandığım gibi.
Ama ne güneş dost ne de sen gerçeksin.
Anladım ki ben bir hayale aşık olmuşum,
Ve kumların üstünde değilim sadece sandalyemde oturuyorum.
İçimde kızgınlık ama daha çok hayal kırıklığı ve şaşkınlık...
Kabul etmeliyim;
Seni ancak, bunca zaman bir aptalla konuştuğun için suçlayabilirim.
14 Nisan 2008
Arkadaşına tavsiye et
|