Yakacaksın bütün kürkçü dükkanlarını

Her ne kadar kendimizi; anlayışımızı ve olaylara olan yaklaşımımızı değiştirmeden ruh durumumuzu değiştirmemiz zor da olsa atalarımızın dediği gibi “tebdil-i mekanda ferahlık var”.

Bizi boğan, tam ilerlemeye kalktığımızda önümüze duvar gibi engel çıkan ortamlardan uzaklaşmak, hava değişimi rahatlatıyor.

Eğer “herkes aynı” önyargısıyla bakmıyorsanız yaşama, etraftaki insanların farklılaşması tazeliyor insanı.

Hele bazıları öyle yoruyor ki, sizi takdir etmelerinden çoktan vazgeçmişsiniz, tek istediğiniz sizi daha fazla yargılamamaları.

Kimin, sürekli kendisini yargılayan ve eleştiren insanlara ihtiyacı var?

Ama bilirsiniz öyle insanlar vardır ki ailedendir; atsan atamazsın, satsan satamazsın. İşyerindedir; üç kuruş için katlanmak zorunda kalırsın.

Bu durumda “ya sabır” diyerek duymayacaksın söylediklerini, cevap da vermeyeceksin.

Çekip gidemiyorsan fırsat bulup, yaratıp; uzaklaşarak değiştireceksin mekanı.

Bir zaman için bile olsa.

Ama gereksinim duyduğun keskin bir değişimse geçici ferahlamalar derdine çare olmaz. Dönüp dolaşıp aynı yere, aynı kişilerle çevrelenmiş yaşamına geri dönmek daha da kötü eder seni.

Ne yaparsan yap, nereye gidersen git, eninde sonunda aynı noktaya döneceğin ve hiç bir şeyi değiştiremeyeceğin duygusu sarar ruhunu; sarsılırsın.

Eğer bıçak kemiğe dayanmışsa kendini ayırmadan önce ateş olup yakacaksın kürkçü dükkanını.

Sonra alıp başını gideceksin.

Yüksek sesle bağıracaksın uzaklaşırken:

Tilki artık özgür!

4 Mart 2008

 

 

 

ttArkadaşına tavsiye et

NEWDAY WEBDESIGN