Erkekler de yalnız kalır
İki çay fincanıyla bir masada yapayalnız olmak,
En derin duygularını aşık olduğu o çok özel insana anlatma ihtiyacı içindeyken,
İçinde bulunduğu zaman parçasında ona sahip olamamak,
Hüzünlü.
Bazı şeyleri aslının yerine de koyamazsın.
Görmeyi hayal etmekle görmek aynı şey değildir,
Dokunmayı hayal etmekle dokunmak…
Peki, hiç duymadığı bir kokuyu hayal edebilir mi insan?
Her insanın kokusu farklıyken.
Bir zaman sonra hayal etmek de yorar insanı; hayal etmekten vazgeçersin; işten çıkıp tek başına yaşadığın evine girersin, tek kişilik koltuğuna oturup çay içip, televizyon izlersin.
Dostlar vardır ve onlar hayatı kolaylaştırır ama yerine koyamayacağın bir şey de budur:
Dostluğu aşkın yerine koyamazsın.
Peki, hangisi daha kötü?
Bekar olupta yalnız kalmak mı yoksa evli olupta yalnız olmak mı?
Aslında ikisi de aynı şeyi anlatıyor:
Aradığını bulamamak…
Oldukça hoş, kırkyedi yaşında hiç evlenmemiş olan dostum Jeffrey’ye neden evlenmediğini sorduğumda bana bir şiirle yanıt verdi. Okudum; bayıldım.
Bekar ya da evli, aradığını henüz bulamamış kaderine razı ya da değil, pek çok insanın içinde olduğu şu tuhaf durumu basitce ama ne kadar güzel anlatmış:
Maybe I fall in love with the wrong women.
Maybe they don't fall in love with me.
Maybe I don't fall in love with the right women.
Maybe they fall in love with me
and I just don't see.
It’s like being on a merry-go-round.
It’s like two ships passing at sea.
Oh it’s like asking you around.
It’s like alone with two cups of tea
and I just don't see.
Jeffrey Bennett
“Belki yanlış kadınlara aşık oldum
Belki onlar bana aşık olmadılar.
Belki doğru kadınlara aşık olmadım.
Belki onlar bana aşık oldular
Ve ben henüz görmüyorum.
Bu, bir kısırdöngüde olmak gibi.
Bu, iki geminin denizde gitmesi gibi
Oh bu, seni etrafta aramak gibi.
Bu, iki çay fincanıyla tek başına olmak gibi
Ve ben henüz görmüyorum.”
19 Şubat 2008
Arkadaşına tavsiye et
|